• Türk Edebiyatı 6 Ders Notları



2016-2017
Eğitim Yılına Uygundur

 

UNİTE 1 : Servet-i Fünun (edebiyatı cedide 1896 – 1901)
1.KONU : Servet-i Fünûn Edebiyatı’nın Oluşumu

* Batı etkisindeki Türk edebiyatının kısa, ama etkili dönemidir.
* Servet-i Fünun kuşağı, Tanzimat’ın birinci dönemin toplumcu sanatçılarından çok Tanzimat’ın sanatta estetiği ön plana alan ikinci dönem sanatçılarının hazırladığı bir edebi zevk ortamı içinde büyümüşlerdir. Topluluğun alt yapısını Tanzimat sanatçılarından Recaizade Mahmut Ekrem hazırlamıştır.
* Tanzimat dönemi edebiyatçıları, Doğu kültürü içinde yetişip Batı kültürünü sonradan tanırken Servet-i Fünuncular Batı kültürü içinde yetişmiştir.
* Servet-i Fünun (Fenlerin Serveti) dergisi 1891 yılında Ahmet İhsan Tokgöz tarafından çıkarılmaya başlanır.
* 1896 yılında Hasan Asaf adlı bir genç Malumat dergisinde Burhanı Kudret adlı bir şiir yayımlar. Şiirdeki “Zerrei nurundan iken muktebes/ Mihr ü mehe bakmak abes” beytindeki “muktebes”le “abes” sözcükleri arasında kafiye yapılması tartışmalara yol açar. Çünkü eski şiire göre kafiye olacak seslerin aynı harfle yazılması gerekiyordu. Oysa bu şiirde muktebes sözcüğündeki “s” Arap alfabesindeki “sin” harfiyle, abes sözcüğündeki “s” ise Arap alfabesindeki “peltek se” ile bitmekteydi. Hasan Asaf ise eleştirileri Recaizade Mahmut Ekrem’in “Şiir göz için de ğil kulak içindir.” sözüyle yanıtlamıştır. Bu tartışma bir bakıma “eski yeni” çatışmasında bardağı taşıran son damla olmuştur. Bunun üzerine yenilik taraftarı genç şairler Recaizade Mahmut Ekrem’in yanında Servet-i
Fünun dergisinde toplanır. 1896′da Recaizade Mahmut Ekrem, Ahmet İhsan’ı, dergiyi edebiyat dergisi yapmaya ikna eder ve derginin başına Tevfik Fikret getirilir.
* Servet-i Fünun dönemi edebiyatçıları Servet-i Fünun dergisi etrafında toplanmışlardır.Kaynak : www.tembelogrenci.com
* Servet-i Fünun, II. Abdülhamit yönetiminin baskısı (istibdat) altında gelişmiş bir edebiyattır; karamsarlık, umutsuzluk, bunalım, bu döneme hâkimdir.
* Sanat için sanat anlayışı döneme egemendir.
* Servet-i Fünuncuların Fransızca başta olmak üzere Batı dillerini bilmeleri Batı edebiyatıyla güçlü bir bağ kurmalarını kolaylaştırmıştır. Türk Edebiyatı 6 Özeti www.tembelogrenci.com sitesinden alınmıştır
* Servet-i Fünun edebiyatçıları etkinliklerini Tevfik Fikret başkanlığında gerçekleştirmişlerdir. Servet-i Fünuncular eserlerinde toplumsal faydayı değil estetik zevki öne çı karmışlardır.
* Bu dönem, gazetecilikten dergiciliğe geçilen bir dönemdir. Tanzimat’ın hedef olarak benimsediği dilde sadeleşme unutulmuş, tersine daha da sanatlı, ağır bir dil kullanılmıştır.
* Hüseyin Cahit Yalçın’ın Servet-i Fünun’da yayımlanan “Edebiyat ve Hukuk” adlı makalesinden dolayı, Servet-i Fünun dergisi kapatılır ve topluluk dağılır.

2.KONU : Öğretici Metinler

* Bu dönemde Tanzimat dönemindeki öğretici metinler gibi sosyal, siyasi konular değil; bireysel ve edebı konular işlenmiştir.
* Servet-i Fünun dönemi öğretici metinleri gezi yazısı, eleştiri ve anı türünde yoğunlaşmıştır.
* Servet-i Fünun döneminde eleştiri türündeki yazılar çoğunlukla Servet-i Fünun’a dönük eleştirileri (anlaşılmazlık, Batı taklitçiliği vb.) yanıtlama ve topluluğun edebiyat anlayışını ortaya koyma amacı taşır.
* Ahmet Şuayp, Servet-i Fünun döneminde eleştiri türündeki yazılarıyla tanınır.Kaynak : www.aciklisedersleri.com

3.KONU : Coşku ve Heyecanı Dile Getiren Metinler (Şiir)

* Şiirde konu ve biçim yönünden büyük yenilikler yapılmış tır.
* Heceyle denemeler olmakla birlikte ağırlıklı olarak aruz vezni kullanılmıştır.
* Servet-i Fünun şiirinde resim sanatından etkilenilmiştir.
* Sanat sanat içindir anlayışına uygun bireysel şiirler yazılmıştır.
* Sadece Tevfik Fikret bireysel şiirler yazdığı ilk dö neminden sonra toplumcu şiirler yazmıştır.
* Şiirlerde aşk ve doğa gibi bireysel konular işlenmiş, sıfatlara ve doğa tasvirlerine bolca yer verilmiştir.
* Tanzimat sanatçılarından olan R. M. Ekrem’in “Güzel olan her şey şiirin konusu olabilir.” anlayışıyla hareket edilmiştir.
* Kulak için kafiye anlayışı benimsenmiştir.
* Şiirde musikiye, şekil kusursuzluğuna önem verilmiştir.
* Aruz Türkçeye uydurulmaya çalışılmıştır.
* Aruz kalıpları konuya göre seçilmiş, bir şiirde birden fazla aruz kalıbı kullanılabilmiştir.
* Sone ve terzarima gibi Batı’dan alınan nazım şekilleri ilk kez bu dönemde kullanılmıştır.
* Serbest müstezat, Servet-i Fünun şiirinde çokça kullanılmıştır.
* Arapça ve Farsçadan, daha önce kullanılmamış sözcükleri kullanmayı bir hüner olarak görmüşlerdir.
* Divan ve Tanzimat’tan farklı yeni imgeler (beyaz titreyiş, anılarımın gecesi vb.) kullanmışlardır.
* Süslü, sanatlı bir dil vardır.
* Anlam bir mısrada değil diğer mısrada tamamlanmış, şiirin bütünlüğüne önem verilmiştir.
* Şiirde sembolizm ve parnasizmin etkisi vardır.
* Nazım nesre yaklaştırılmıştır, manzum hikâyeler yazılmıştır.Kaynak : www.aciklisetestleri.com
* Bu dönemde, mensur şiir örnekleri verilmeye başlanmış tır.

4.KONU : Olay Çevresinde Oluşan Edebî Metinler

a) Anlatmaya Bağlı Metinler (Roman, Hikâye)
* Roman ve hikâyede teknik bakımdan Batı seviyesine bu dönemde ulaşılmıştır.
* Konu ve karakter seçimine dikkat edilmiş, psikolojik tahlillere yer verilmiştir.
* Roman ve hikâyelerde bireysel konular işlenmiştir: Aşk, dram, hayal kırıklıkları, aile içi ilişkiler…
* Çevre tasvirlerinde ayrıntılara girilmiş, mekân olarak İstanbul dışına çıkılmamıştır. Bu Konu www.tembelogrenci.com dan alınmıştır
* Kahramanlar eğitimli, aydın, zengin, konaklarda yaşayan kişilerden seçilmiş, ait oldukları sınıfa göre konuşturulmuştur.
* Roman ve hikâyelerde Arapça ve Farsçanın ağırlıkta olduğu süslü, söz diziminde değişikliklere gidilen uzun ve kesik cümlelerin kullanıldığı bir dil söz konusudur.
* Roman ve hikâyede realizm ve natüralizm akımlarından etkilenilmiştir.
* Hikâyeler Maupassant tarzına (olay hikâyesi) uygundur.
* Bu dönemde durum hikâyesi yazılmamıştır.
* Teknik bakımdan başarılı ve olgun hikâyeler yazılmıştır.
* Hikâyelerde mekân tasvirleri gerçeklik duygusu uyandı rır.
* Romanlarda gözlem önemli bir yer tutar.Kaynak : www.acikliseliyiz.net
* Romanların süslü ve ağır bir dili vardır.
* Romanlara konu olan olaylar İstanbul’da geçer.

b) Göstermeye Bağlı Metinler (Tiyatro)
* Tiyatro türünde dönemin baskısı nedeniyle hemen hemen hiçbir gelişme gösterilmemiştir.
* Sadece Hüseyin Suat, dönemin tiyatro yazarı olarak öne çıkmıştır.

5.KONU : Servet-i Fünun Edebiyatı’nın Sanatçıları

TEVFİK FİKRET (1867 – 1915)
* Önceleri sanat için sanat, sonraları toplum için sanat anlayışını savunmuş ve buna uygun eserler vermiştir.
* Toplumsal ve siyasal ortamı Hanı Yağma, 95’e Doğru, Balıkçılar, Haluk’un Bayramı, Hasta Çocuk, Tarihi Kadim, Millet Şarkısı, Promete, Nesrin, Sis gibi şiirleriyle eleştirmiştir.
* Karamsarlığı ve iç dünyasındaki çalkantıları şiirlerinde öne çıkmıştır.
* Serbest müstezatı şiirlerinde başarıyla kullanmıştır.
* Aruzla Türkçeyi, şiirle düz yazıyı başarıyla kaynaştırmayı bilmiştir.
* Beyit ve mısra bütünlüğünü kırmış, anlamı birkaç dizeye yaymıştır.
* Nazmı nesre başarıyla yaklaştırmış, manzum hikâyeler yazmıştır.
* Şiirlerinde noktalama işaretlerine, biçimsel mükemmelliğe, tasvire önem vermiştir.
* “Yağmur” şiirinde olduğu gibi şiirin içeriğine uygun aruz kalıplarını seçip kullanmıştır.
* Şiirlerinde parnasizmden etkilenmiştir.

Eserleri:
Şiir: Rübabı Şikeste, Rübabın Cevabı, Haluk’un Defteri, Şermin (Hece ölçüsüyle yazdığı çocuk şiirleri)

CENAP ŞAHABETTİN (1870 – 1935)
* “Sanat için sanat” anlayışına uygun eserler vermiştir.Facebook Sayfamız : www.facebook.com/TembelOgrenci
* Parnasizmin ilk örneklerini vermiştir.
* Şiirlerinde müziğe önem vermiş ve sembolizmin öncüsü olmuştur.
* Arapça ve Farsça sözcüklerle, özgün imgelerle yüklü ağır bir dili vardır.
* Şiirlerinin konusunu daha çok “doğa”dan almıştır. Elhanı Şita adlı şiiriyle tanınır.
* Cenap Şahabettin, şiirlerini Evrakı Leyal adı altında toplamak istemişse de bu gerçekleşmemiştir.
* Günümüzde onun bu isteğine uygun olarak şiirleri Evrakı Leyal başlığı altında bir araya getirilmiştir.

Eserleri:
Şiir: Evrakı Leyal
Düz yazıları: Evrakı Eyyam, Nesri Harp, Nesri Sulh (makaleler, düz yazılar)
Gezi: Hac Yolunda, Avrupa Mektupları, Suriye Mektupları
Özdeyiş: Tiryaki Sözler
Tiyatro: Yalan, Körebe, Küçük Beyler

HALİT ZİYA UŞAKLIGİL (1866 – 1945)
* Türk edebiyatında Batı tarzında eser veren ilk büyük romancıdır.
* Servet-i Fünun döneminin en güçlü yazarıdır.
* Fransız realist ve natüralist yazarlardan etkilenmiştir.
* Eserlerinde geniş tasvirlere ve psikolojik tahlillere yer vermiştir.
* Hikâyelerinde Maupassant tarzı hâkimdir.
* Romanlarında İstanbul’daki eğitimli ve zengin kesimi konu almış, hikâyelerinde ise halkın arasına girmeye çalışmıştır.
* Arapça ve Farsça sözcük ve tamlamaları kullandığı ağır bir dili vardır. (Sağlığında eserlerini yine kendisi sadeleştirmiştir.)
* Mai ve Siyah’ta Ahmet Cemil tipinden hareketle Servet-i Fünun kuşağının ideallerini, beklentilerini, hayal kırıklıklarını anlatmıştır.
* Aşkı Memnu’da bir Türk aile yapısını ayrıntılı olarak incelemiş ve alafranga özentisini eleştirmiştir.
* Türk edebiyatında “mensur şiir”in ilk örneklerini vermiştir.

Eserleri:
Roman: Sefile, Nemide, Bir Ölünün Hatıra Defteri, Ferdi ve Şürekâsı, Mai ve Siyah, Aşkı Memnu, Kırık Hayatlar
Hikâye: Bir Şi’ri Hayal, Bir Yazın Tarihi, Solgun Demet, Hepsinden Acı, Aşka Dair, Onu Beklerken, İhtiyar Dost, Kadın Pençesi, İzmir Hikâyeleri. (Ali’nin Arabası adlı hikâyesinde Anadolu’ya yönelir.)Kaynak : www.tembelogrenci.com
Oyun: Kâbus, Füruzan, Fare
Anı: Kırk Yıl, Saray ve Ötesi, Bir Acı Hikâye
Deneme: Sanata Dairaciklisedersleri.com dan Kopyalanmıştır
Mensur şiir: Mensur Şiirler, Mezardan Sesler

HÜSEYİN CAHİT YALÇIN (1874 – 1957)
* Roman ve hikâyeci olarak ün kazanmış; sonraları siyasi yazarlığa geçmiştir.
* Roman ve hikâyelerinde şairane ve süslü bir üslup kullanmıştır.
* Fıkra, anı, eleştiri, mensur şiir türlerinde de eserler yazmıştır.
* Eskiyeni tartışmalarında yeni edebiyatın başta gelen savunucularından olmuştur.
* “Edebiyat ve Hukuk” makalesinden dolayı Servet-i Fünun dergisi kapatılmıştır.

Eserleri:
Hikâye: Hayatı Muhayyel
Roman: Hayal içinde
Eleştiri: Kavgalarım
Anı: Edebi Hatıralar (Edebiyat Anıları), Siyasal Anılar

MEHMET RAUF (1875 – 1931)
* İlk psikolojik romanımız olan Eylül’ün yazarıdır.
* Kahramanların iç konuşmalarına ilk kez Mehmet Rauf yer vermiştir.

Eserleri:
Roman: Eylül, Ferdayı Garam, Genç Kız Kalbi
Hikâye: Son Emel, Bir Aşkın Tarihi, Üç Hikâye
Mensur Şiir: Siyah İnciler

AHMET HİKMET MÜFTÜOĞLU (1860 – 1927)
* Servet-i Fünun dergisinde sanatlı, ağır bir dille yazdığı hikâyelerle Servet-i Fünun topluluğu içinde yer almıştır.
* Hikâyeleri Maupassant tarzına (olay hikâyeciliği) uygundur.
* Türkçülük ve Yeni Lisan akımını benimsedikten, Türk Yurdu, Türk Derneği dergilerine geçtikten sonra milli konularda sade bir dille hikâyeler yazmıştır.

Eserleri:
Hikâye: Haristan ve Gülistan, Çağlayanlar
Roman: Gönül Hanım

SÜLEYMAN NAZİF (1870 – 1927)
* İlk şiirlerinde Namık Kemal başta olmak üzere Tanzimat şairlerinden etkilenmiştir.
* Makale, şiir, mensur şiir, mektup gibi türlerde eserler vermiştir.
* Nesirlerinde ahenk kaygısıyla yabancı sözcük ve tamlamalardan yararlanmıştır.aciklisetestleri.com dan Kopyalanmıştır

Eserleri:
Şiir: Gizli Figanlar, Firakı Irak, Malta Geceleri (nazım nesir karışık)

SERVETİ FÜNUN DÖNEMİNİN DİĞER SANATÇILARI
CELAL SAHİR EROZAN (1883 – 1935)
* Servetifünun Topluluğunun en genç üyesidir.
* Şiirlerinin başlıca teması “kadın”dır. Şiirlerinin bu değişmez ve sürekli konusu yüzünden zaman zaman eleştirilmiştir.

Eserleri
Şiir: Beyaz Gölgeler, Siyah Kitap

FAİK ALİ OZANSOY (1876 – 1950)
* Süleyman Nazif’in küçük kardeşidir.
* Abdülhak Hamit’i taklit etmiş, edebiyatımızda “İkinci Hamit” olarak anılmıştır.
* I.Dünya Savaşı’nda bireysellikten sıyrılarak şiirlerinde yurt sevgisini işlemiştir.

Eserleri
Şiir: Fani Teselliler, Temasil, Elhanı Vatan
Oyun: Payitahtın Kapısında, Nedim ve Lale Devri

HÜSEYİN SUAT YALÇIN (1867 – 1950)
* “Gavei Zalim”, “Dahhakı Zalim” takma isimleriyle siyasi ve sosyal hicivler yazmıştır.
* Nükteli, esprili bir dil yapısı vardır.
* Lirizme varan şiirlerinde özellikle aşk ve kadın temalarını işler.
* Ulusal konulara içtenlikle yer verir.

Eserleri
Şiir: Lanei Melal, Gave Destanı
Tiyatro: Kirli Çamaşırlar, Ahrette Bir Gün, Devayı Aşk, Kayseri Gülleri, Şehbal yahut İstibdatın Son Perdesi, Yamalar

HÜSEYİN SİRET ÖZSEVER (1872 – 1959)
* Servetifünun şairlerinin en lirik olanıdır.
* Bireysel duyguları, aşk, doğa, kadın, aile temalarını kendine özgü sade bir dille, aruzun yanında heceyi de kullanarak yansıtır.
* “Ömer Senih” imzalı yazılar da onundur.

Eserleri
Şiir: Leyali Girizan, Bağbozumu, Kıvılcımlı Kül, Kargalar (manzum yergiler)

ALİ EKREM BOLAYIR (1867 – 1937)
* Namık Kemal’in oğludur.
* TürkYunan savaşını işleyen “Vasiyet” adlı şiiri büyük yankı uyandırmıştır.
* Şiirlerinde toplumsal konulara yönelmiş, aruzun yanında hece ölçüsünü de kullanmıştır.

Eserleri
Şiir:
1. Kasîde-i Askeriyye (Namık Kemal’in Hürriyet Kasîdesi’ne nazîre, 1908),
2. Kırmızı Fesler (Hiciv),
3. Ruh-i Kemâl (1909),
4. Zılâl-i İtham (1909),
5. Çocuk Şiirleri (1917),
6. Ordunun Defteri (Nazım-nesir karışık millî şiirler, 1918),
7. Şiir Demeti (Çocuk şiirleri, 1925),
8. Vicdan Alevleri (1925),
9. Tâir-i İlâhî (Basılmadı).
acikliseliyiz.net den Kopyalanmıştır
Oyun: Baria, Sultan Selim
İnceleme: Edebi Meslekler, Namık Kemal

AHMET ŞUAYB (1876 – 1910)
* Servetifünun Döneminde edebi eleştiri üzerine yoğunlaşmış, çoğunlukla eleştiri türünde eser vermiştir.

Eserleri
Eleştiri: Hayat ve Kitaplar, Esmarı Matbuat

AHMET İHSAN TOKGÖZ (1867 – 1947)
* Servet-i Fünun dergisinin sahibi ve yazarıdır.
* Sanatçının en önemli özelliği ise yaptığı çevirilerdir.
* Çevirileriyle Jules Vernes’i Türk toplumuna ilk olarak tanıtan kişidir.

Eserleri
Anı: Avrupa’da Neler Gördüm, Matbuat Hatıralarım
Roman: Haver, Ülfet, Haraşo

SAFVETİ ZİYA (1875 – 1929)
* Yapıtlarında daha çok bulunduğu dönemi ve etrafındaki insanları konu edinmiştir.
* Sosyete yaşamını anlattığı “Salon Köşelerinde” adlı romanıyla tanınmıştır. Diğer Ders Notlarını GÖrmek İçin tembelogrenci.com u ziyaret edin

Eserleri
Roman: Salon Köşelerinde
Öykü: Kadın Ruhu, Çehreler
Oyun: Haralambos Cankiyadis

SAFVET NEZİHİ (1871 – 1939)
* Romantik bir duyarlılıkla aşk temasını işlemiştir.
* Romanlarıyla tanınır.
* “Zavallı Necdet” en çok okunan romanıdır.

Eserleri
Roman: Zavallı Necdet, Kadın Kalbi, Teehhül Âleminde, Kumar Beliyyesi (çeviri), Müessib
Oyun: İzah ve İstizah

6.KONU : Servet-i Fünûn Edebiyatı’nın Genel Özellikleri

* ‘Sanat için sanat’ ilkesine bağlıdırlar.
* Cümlenin dize ya da beyitte tamamlanması kuralını yıkmışlar ve cümleyi özgürlüğüne kavuşturmuşlardır. Beyitin cümle üzerindeki egemenliğine son verirler.
* Servet-i Fünuncular aruz ölçüsünü kullanırlar. Ancak aruzun dizeler üzerindeki egemenliğini de yıkarak, bir şiirde birden çok kalıba yer vermişlerdir.
* Onlar ‘her şey şiirin konusu olabilir’ görüşünü benimsemişler; fakat dönemin siyasal baskıları nedeniyle aşk, doğa, aile hayatı ve gündelik yaşamın basit konularına eğilmişlerdir.
Şiirde ilk defa bu dönemde konu bütünlüğü sağlanmıştır.
* ‘Sanatkârâne üslup’ ve yeni bir ‘vokabüler’ (sözvarlığı) yaratma kaygısıyla oldukça ağır bir dil kullanmışlardır.
* ‘Kafiye kulak içindir’ görüşünü benimserler.
* Şiirde üç değişik biçim kullanmışlardır.
* Batı’dan aldıkları ’sone’ ve ‘terzarima’
* Divan edebiyatından alıp, türlü değişikliklerle kullandıkları müstezat (serbest müstezat)
Bütünüyle kendi yarattıkları biçimler
* Şiirde olduğu gibi romanda da (devrin siyasal baskıları nedeniyle) sosyal konulardan uzak dururlar.
* Romanda, romantizmin kimi izleri bulunmakla birlikte genel olarak realizme bağlıdırlar.
Romanda da dil ağır, üslup sanatkârânedir.
* Roman tekniği sağlamdır.
* Yazarlar daha çok yaşadıkları ortamı anlatma yoluna gittikleri için konular, İstanbul’un çeşitli kesimlerinden alınmalıdır.
* Betimlemeler gözleme dayalıdır ve nesneldir.
* Bu dönem sanatçıları, devrin siyasal baskıları nedeniyle gazetecilik, tiyatro gibi alanlara pek fazla eğilmemişlerdir.
* Her bakımdan Avrupalılaşmak gerektiğine inanmışlar ve Batının ilim, sanat ve edebiyatından yararlanmaya çalışmışlardır.
* Dîvan edebiyatı büyük ölçüde zaafa uğratılmış, en ufak bir hamle yapamayacak hale getirilmiştir.
Ortaya koyulan edebî ürünlerin ağırlık noktasını aşk, tabiat, merhamet, sanatkârın kendi günlük yaşayışı ve yakın çevresi gibi ferdî konular ve psikolojik tahliller teşkil eder.
* Şiir, hikâye, roman, edebi tenkit, makale ve mensur şiire çok önem verilerek bu türlerde Batılı örneklere ulaşılmış; tiyatro, mizah ve edebiyat tarihi gibi türler sönük kalmıştır.tembelogrenci.com dan Kopyalanmıştır
* Bu dönem şairleri, Dîvan edebiyatı nazım şekillerinin pek çoğuna yer vermediler. Verdiklerinde ise çok büyük değişiklik yaptılar. Ayrıca Fransız şiirinden aldıkları soneterzarima gibi Batı edebiyatını klasik nazım şekillerini kullandılar.
* Hece vezni önemsenmemiş, bu vezinle sadece çocuk şiirleri yazılmıştır. Aruza önem verilmiştir. Nazım, nesre yaklaştırılmıştır. Göze göre kafiye değil, kulağa göre kafiye anlayışı benimsenmiştir.
* En kusurlu yönleri, dil ve üsluptur. “Sanat, sanat içindir” anlayışı ile hareket ettikleri için, konuşma dilinden uzaklaşarak, anlaşılamayan bir dil ile süslü, yapmacık bir söyleyişe yöneldiler.

7.KONU : Fecri Ati Topluluğu (19091912)

Temsilcileri: Ahmet Haşim, Aka Gündüz, Ali Canip Yöntem, Tahsin Nahit, Yakup Kadri Karaosmanoğlu, M. Fuat Köprülü, Refik Halit Karay, Müfit Ratip, Faik Ali, Celal Sahir, Faik Ali, Şahabettin Süleyman, Emin Bülent Serdaroğlu, İzzet Melih…

Şu sanatçılar Fecriati Topluluğu dağıldıktan sonra Milli Edebiyat hareketine katılmıştır: M. Fuat Köprülü, Refik Halit Karay, Yakup Kadri Karaosmanoğlu, Ali Canip Yöntem, Hamdullah Suphi, Şahabettin Süleyman.

Fecri Ati Edebiyatının Genel Özellikleri:
* Servet-i Fünun dergisinde 1910’da bir bildiri yayımlayarak kendilerini kamuoyuna duyuran bir edebiyat topluluğudur.
* Edebiyatımızda bildiri (beyanname, manifesto) yayımlayan ilk topluluktur, daha sonra Yedi Meşaleciler ve Garipçiler de bildiri yayımlamışlardır.
* Topluluk üyeleri edebiyatta yenilikler yapma amacını taşımışlardır.
* Fecri Aticiler “Sanat şahsi ve muhteremdir.” görüşünü savunmuşlardır. Bu Ders Özeti www.tembelogrenci.com sitesinden alınmıştır
* Fransız edebiyatını örnek aldılar.
* Servetifünûn’a tepki olarak ortaya çıkmışlar, onları yeteri kadar Batı yanlısı olamamakla suçlamışlardır fakat eleştirdikleri Servetifünûn’dan öteye gidememişlerdir.
* Sanat anlayışları, dil ve üslup yönünden Servetifünûn’a benzer.
* Şiirlerinde ağır, süslü bir dil kullanmışlardır. Arapça, Farsça sözcük ve tamlamalara sıkça yer vermişlerdir.
* Türk edebiyatına herhangi bir yenilik getirememişlerdir.
* Şiirlerinde aruz ölçüsünü kullanmışlardır.
* Serbest müstezat nazım biçimini geliştirerek kullanmışlardır.
* Aşk ve tabiat, şiirlerinde işledikleri başlıca konulardır.
* Aşk teması, romantik ve duygusal özellik taşır. Doğa tasvirleri gerçekten uzaktır.
* Şiirlerinde kişilerin psikolojik sorunlarına yer verdiler.Diğer Ders Notlarını Görmek İçin tembelogrenci.com u ziyaret edin
* Sanatlı söyleyişlere ve imgelere sıkça yer vermişlerdir.
* Düz yazı alanında önemli bir varlık gösteremeyen Fecriati sanatçıları, topluluk dağıldıktan sonra çeşitli alanlarda başarılı örnekler vermişlerdir.
* Topluluk üyeleri şiirde sembolizm, parnasizm ile empresyonizmden; roman ve hikâyede realizm ile natüralizmden etkilenmişlerdir.
* Fecri Ati bir bakıma Servet-i Fünun’la Milli Edebiyat arasında bir köprü işlevi görmüştür.
* Bu dönem sanatçıları tiyatro türüne pek önem vermemişlerdir.
* Batı’yla sanat bakımından daha güçlü ilişkiler kurmayı, halkın sanat kültürünü geliştirmek için halka konferanslar vermeyi, sanatı ileriye taşımayı amaçlamışlar; ama kısa sürede dağılan etkisiz bir topluluk olmuşlardır.
* Fecri Aticilerin çoğu Milli Edebiyat akımına katılmış; bu dönem bir tek Ahmet Haşim’le anılır olmuştur.
* Sanat anlayışlarında bir bütünlük olmadığı için Fecriati Topluluğu kısa süre içinde dağılmıştır.

UNİTE 2 : Millî Edebiyat Dönemi
1.KONU : Millî Edebiyat Dönemi’nin Oluşumu

* Genç Kalemler dergisinin 1911′de Selanik’te yayımlanmaya başlanması, Tanzimat edebiyatında ilk işaretleri görülen Türkçülük hareketlerini de hızlandırmıştır.
* Ömer Seyfettin’in Genç Kalemler’in ilk sayısında yayımladığı Yeni Lisan makalesiyle “sade Türkçe” bir dava olarak ilk kez bu dergide ele alınmış olur.
* Ömer Seyfettin, Ali Canip Yöntem, Ziya Gökalp “Yeni Lisan” makalesi etrafında doğan yeni hareketin öncüleri olurlar. Bu Ders Özeti www.t e m b e l o g r e n c i.com sitesinden alınmıştır
* Milli Edebiyat döneminde birçok dergi yayımlanmıştır: 1911′de yayımlanan Genç Kalemler, Halit Fahri’nin yö nettiği Şair (1919), Mustafa Nihat’ın çıkardığı Dergâh (1921) dergileri “Milli Edebiyat” hareketinin daha çok sanat ve edebiyat yönüne ağırlık vermişlerdir. Milliyetçiliği ideolojik yönden ele alan dergiler ise, Türk ‘Derneği (1911), Türk Yurdu (1912) ve Yeni Mecmua (1917)’dır.
* Genç Kalemler’in ardından çıkan Türk Yurdu ve Yeni Mecmua gibi dergiler, Ziya Gökalp’ın sosyolojik çalışmaları, Halide Edip’in Yeni Turan romanı, Türkçülük akımı nın gelişmesini, edebiyat ortamının değişmesini ve Milli Edebiyat Akımı’nın doğuşunu sağlar.
* Batı taklitçiliğinden kaçınarak, milli konulara yönelme, yeni ve milli bir edebiyat ortaya koyma amacı güdülmüş tür.
* Türk kültürü ve tarihi el değmemiş bir hazine olarak kabul edilmiştir.
* Dil birliğini, ulusdevlet anlayışının temeli olarak gören Milli Edebiyatçılar Türkçeyi bilim ve sanat dili haline getirme, dil bilinci yoluyla milli bilinç oluşturma, halk kültürüne yönelme ve halkı eğitme gibi amaçlarına ulaşmak için dilde sadeleşmeye gitmişlerdir.
* Sade bir dili savunmuşlar, dilde karşılığı bulunan ve dilimize fazla oturmayan Arapça ve Farsça sözcükler kullanılmamıştır.
* “Toplum için sanat” anlayışı çerçevesinde eserler ortaya konmuştur.
* Halkın yaşamı ve sorunlarının yanı sıra bireysel konular da işlenmiştir.
* Mizahi üslup önemsenmiş, mizah ve hiciv türünde eserler de verilmiştir.>Hazırlayan tembelogrenci.com

2.KONU : Öğretici Metinler

* Milli Edebiyat döneminin öğretici metinlerinde sosyal ve siyasi şartlar dolayısıyla dil, siyaset konuları, milliyetçi, tarihi ve bilimsel konular işlenmiştir.
* Öğretici metinlerde; Servet-i Fünun dönemi gibi ağır ve süslü bir dil değil, yalın ve doğal bir dil kullanılmıştır.
* Ziya Gökalp, Ali Canip Yöntem, Mehmet Fuat Köprülü, Halide Edip Adıvar, Yusuf Akçura, Yahya Kemal gibi isimler öğretici metinler (fıkra, makale, sohbet, anı vb. kaleme almışlardır.
* Öğretici metinlerde Ziya Gökalp, İslamiyet öncesi; Yahya Kemal, İslamiyet sonrası Türk tarihini ve kültürünü ön plana çıkarmıştır.

3.KONU : Coşku ve Heyecanı Dile Getiren Metinler (Şiir)

* Toplum için sanat anlayışına uygun “sade dil ve hece ölçüsüyle” milliyetçi şiirler yazılmıştır.
* Şiir dili olarak İstanbul Türkçesi esas alınmış ve şiirler sade bir Türkçeyle yazılmıştır.
* Halk şiiri kaynak olarak benimsenmiş ve hece ölçüsü kullanılmıştır.
* Milli kültür ve milli tarihle ilgili konular ele alınmıştır.
* İmgelere çok başvurulmamış, kullanılan imgelerin ise kolay anlaşılır olmasına dikkat edilmiştir.
* “Türkçeye, Türk dil bilgisi hâkim olacaktır.” görüşü savunulmuştur.
* Tam ve zengin uyağın yanında yarım uyak da kullanılmıştır.
* Duygudan ziyade fikir ön plandadır.
* Eserler didaktiktir.
* Ziya Gökalp, Mehmet Emin Yurdakul gibi şairlerin “sade dil ve hece ölçüsüyle” yazdıkları milliyetçi şiirlerin dışında 19111923 yılları arasında yaşayan şairler “saf (öz) şiir”ler (Ahmet Haşim, Yahya Kemal) ve manzum hikâyeler (Mehmet Akif) de yazmışlardır.
* Saf (öz) şiirde “her şeyden önce güzel şiirler yaz­mak” amacı vardır. Sese, musikiye, söyleyiş ve şekil mükemmelliğine önem verilir. Bundan dolayı şiirdeki sözcükler değiştirilemez veya atılamaz. Bireysel temalar (aşk, gurbet, ölüm vb.) işlenir. Daha çok sembolist şairler­den etkilenilmiştir.
* Manzum hikâyelerde toplumsal sorunlar işlenmiş, halkın yaşayışı ve değerleri anlatılmıştır. Günlük konuşma diline ve halk söyleyişlerine, deyim ve atasözlerine yer verilmiştir. Manzum hikâyeler, belli bir olaya dayalı şiirlerdir. Bu şiirlerde aruz ölçüsü kullanılmıştır. Tür özellikleri bakımından mesneviyle benzerlik gösterir.
t e m b e l o g r e n c i .com sitesinden alınmıştır
Sade Dil ve Hece Ölçüsüyle Yazılmış Şiirin Özellikleri

  • Sanatçılar, “Yeni Lisan” makalesinde ifade edildiği gibi konuşma dilinin imkânlarından faydalanmışlardır. Sade bir dil kullanılmıştır.
  • Hece vezni kullanılmıştır.
  • Halk edebiyatı geleneğinden faydalanılmış; ancak hece ölçüsü kullanılarak modern biçimlere ve söyleyişlere de yer verilmiştir.
  • Hece ölçüsünün değişik kalıpları denenmiş, şiirde kafiye ve redif gibi ahenk unsurlarına önem verilmiştir.
  • Bu dönem şiiri toplumsal bir özellik taşımaktadır. Sanatçılar öğretici bir üslupla şiirler yazmışlardır.
  • Bu anlayışla oluşan şiirlerin temasını İslamiyet’ten önceki Türk tarihi, İslam tarihi, Türk coğrafyası ve Anadolu oluşturmuştur. Kısacası Milli Edebiyat şiiri Batılı değil, yerli temalarla oluşmuştur.
  • Halkın ve ülkenin sorunları işlenmiştir.
  • Öğretici niteliği ağır basan şiirler yazılmıştır.
  • Milliyetçilik ve Türkçülük fikrini işleyen, millî coşkuyu artırı­cı nitelikte şiirler yazılmıştır.
  • Şiirlerde yalnız dörtlük değil, değişik dize kümeleri kullanıl­mış, Batı edebiyatı kaynaklı nazım şekillerinden yararlanılmıştır.
  • Bu şiir anlayışının en önemli temsilcileri Ziya Gökalp ve Mehmet Emin Yurdakul’dur. Bu sanatçılar dışında Ali Canip Yöntem de bu şiir anlayışıyla eserler vermiştir.

Milli Edebiyat Döneminde Saf (Öz) Şiirin Özellikleri

  • Bu şiir anlayışında şairin amacı, duygu ve hayallerini anlatmak, bilinçaltındaki düşüncelerini şiirde ifade etmektir.
  • Şiir duyulmak ve hissedilmek için yazıldığından saf şiir, imgelerle yüklü ve kapalı anlatıma sahiptir.
  • Dil anlayışları, Servetifünun Edebiyatına göre daha sadedir, gerekmedikçe yabancı kelimelere başvurmazlar.
  • Şairler tema bakımından sınırlandırılamaz; ancak şiiri şiir olmaktan çıkaran ve bir düşüncenin anlatılmasına imkân veren temalar da işlenmez.
  • Şiirde ahenk ve ritim önemsenmiş, şiirler aruz ölçüsüyle yazılmıştır.
  • Yahya Kemal ve Ahmet Haşim bu şiir anlayışının Milli Edebiyat Dönemindeki temsilcileridir.
4.KONU : Olay Çevresinde Oluşan Edebî Metinler

a) Anlatmaya Bağlı Metinler (Roman, Hikâye)
* Roman ve hikâyede toplumsal, milli konulara realist bir bakışla yer verilmiştir.
* Türkçe karşılığı olan Arapça ve Farsça sözcükler kullanılmamıştır.
* Roman ve hikâyelerde sade ve anlaşılır bir dil kullanılmıştır.
* İstanbul Türkçesi kullanılmıştır.
* Bu dönemle birlikte hikâye ve romanlarda İstanbul dışı na çıkılmış ve Anadolu anlatılmıştır.
* “Yurt” ve “köy” sorunlarına yönelim başlamıştır. Köy ve taşra insanının yaşayışını anlatan ilk başarılı örnekler, Reşat Nuri’nin “Çalıkuşu”, Ebubekir Hazım’ın “Küçük Paşa” adlı yapıtı bu dönemde verilmiştir.
* Anadolu’nun edebiyata girmesiyle birlikte “memleket edebiyatı” da başlamıştır. Hazırlayan tembelogrenci.com
* Arapça ve Farsça tamlamalardan kaçınılmıştır.
* Maupassant tarzı (olay hikâyesi) hikâyeler yazılmıştır.
* Hikâyelerde gözlem öne çıkmıştır.

b) Göstermeye Bağlı Metinler (Tiyatro)
* Tiyatroda bu dönemle birlikte canlanmalar görülür.
* Özel ve resmi tiyatrolar kurulmuştur.
* Tiyatro eğitimi verilen Darülbedayi’nin yanında Türk operasının temelini kurmak amacıyla Darülelhan adı ile mü zik bölümü açılmıştır.
* Bu dönemde tamamen Batılı bir tiyatro anlayışının temelleri atılmıştır.
* Doğal ve sade bir dil ve üslup kullanılmıştır.
* Bu dönemde İbnürrefik Ahmet Nuri Sekizinci ve Musahipzade Celal sadece tiyatro eserleri vermişlerdir

5.KONU : Millî Edebiyat Dönemi’nin Genel Özellikleri

1. Dilde sadelik esastır.
2. Konuşma dilinin şiire yerleşmesi gerekliliğini vurgulamışlardır.
3. Millî kaynaklara yönelinmiş, halkın sorunları dile getirilmiştir.
4. Hece ölçüsü kullanılmıştır.
5. Halk edebiyatı nazım biçimleri tercih edilmiştir.
6. Olay çevresinde gelişen edebî metinlerde sosyal konular işlenmiş, konuşma dili kullanılmış, anlatımda gereksiz süs ve sanattan uzaklaşılmıştır.
7. Hikâye ve romanlarda olayların geçtiği yerler İstanbul’dan Anadolu’ya taşınmıştır.
8. Ulusal kaynaklardan yararlanarak ulusal bir edebiyat oluşturmaya çalışmışlardır.

6.KONU : Milli Edebiyat Döneminin Sanatçıları

ÖMER SEYFETTİN (1884 – 1920)

    • Maupassant tarzı olay hikâyeciliğinin bizdeki en büyük ismidir.
    • Hikâyeciliği meslek olarak gören ilk sanatçıdır.
    • Genç Kalemler dergisinde yayımlanan “Yeni Lisan” maka­lesiyle dilin sadeleştirilmesi gerektiğini savunmuştur.
    • Uzun cümlelerden, söz oyunlarından, yabancı sözcük ve tamlamalardan kaçınmış, konuşma ve yazı dili arasında bir uyum kurmaya çalışmıştır.
    • “Toplum için sanat” anlayışıyla milli değerlere yönelmenin önderliğini yapmıştır.
    • Realist bir yazardır.

Orjinal İçerik Acik Liseliyiz . n e t den bulabilirsibiz

  • Hikâyelerinde milli’ bilinci uyandırma ve güçlendirme amacı taşımıştır.
  • Mizahtan da yararlanarak toplumdaki aksayan yönleri eleştirmiştir; bu bakımdan hikâyeleri toplumsal hiciv ka­rakteri taşır.
  • Hikâyeleri teknik açıdan zayıftır, tasvirlere, psikolojik tah­lillere önem vermez, daha çok olayı ön plana çıkarır.
  • Türk tarihi, toplum sorunları, çocukluk anıları ve balkan­lardaki Türkler, başlıca konulardır.
  • Kısa cümlelere dayanan okurun dikkat ve heyecanını canlı tutan bir anlatımı vardır.
  • Hikâyelerinde menkıbe, efsane, destan, halk fıkraları ve tarihten yararlanmıştır.
  • Kitaplaştırmadığı az sayıda şiiri de vardır.
  • Efruz Bey ve Yalnız Efe adlı eserleri “uzun hikâye”, “roman” olarak da değerlendirilmektedir.

Eserleri:

  • Hikâye: Ashabı Kehfimiz, İlk Düşen Ak, Yüksek Ökçeler, Bomba, Bahar ve Kelebekler, Forsa, Beyaz Lale, Aşk Dalgası, Gizli Mabet, Tarih Ezeli Bir Tekerrür, Pembe İncili Kaftan, Kaşağı, Falaka, Kızıl Elma Neresi, Başını Vermeyen Şehit, Diyet, And, Teke Tek, Kütük, Harem (uzun hikâye) Efruz Bey, Yalnız Efe…

ALİ CANİP YÖNTEM (1887 – 1967)

  • Fecri Ati topluluğundan Genç Kalemler dergisine geçmiştir.
  • Hem heceyi hem de aruzu kullanmıştır.
  • Eleştirileri, makaleleri ve edebiyat tarihi araştırmalarıyla tanınmıştır.

Eserleri:

  • Şiir: Geçtiğim Yol
  • Makale: Milli Edebiyat Meselesi ve Cenap Bey’le Münaka­şalarım
  • Antoloji: Türk Edebiyatı Antolojisi

ZİYA GÖKALP (1876 – 1924)

  • Türkçülük akımını sistemleştirmiş ve Türk milliyetçiliği fikrini “Türkiyecilik”, “Oğuzculuk ve Türkmencilik”, “Turan­cılık” devrelerine ayırmıştır.
  • Şair ve yazar kimliği kadar sosyolog olarak da önemlidir; sosyoloji çalışmalarında Emile Durkheim’den etkilenmiştir.
  • Türk sosyolojisinin kurucusu olarak görülmüştür.
  • İslamiyet öncesi Türk tarihiyle ilgili araştırmalar yapmıştır.
  • Konuşma dilinin aynı zamanda yazı dili olmasını, edebi eserlerde İstanbul ağzının esas alınmasını ve heceyi kul­lanmak gerektiğini savunmuştur.

Eserleri:

  • Dergi: Yeni Mecmua, Küçük Mecmua
  • Şiir: Kızıl Elma, Yeni Hayat, Altın Işık
  • Makale: Türkleşmek İslamlaşmak Muasırlaşmak
  • İnceleme: Türkçülüğün Esasları, Türk Medeniyet Tarihi
  • Mektup: Malta Mektupları

MEHMET EMİN YURDAKUL (1869 – 1944)

  • ”Türk Şairi”, “Milli Şair” unvanlarıyla anılmıştır.
  • Milli duyguları dile getirdiği ilk şiiri Cenge Giderken’leheceyle şiir yazma eğiliminin öncülüğünü yapmıştır.
  • Anadolu insanının acılarını, düşmana karşı mücadelesini coşkun bir dille anlatan ilk şairdir.
  • Bütün şiirlerinde sade bir dil ve hece ölçüsü kullanmıştır.

Eserleri:

  • Şiir: Türkçe Şiirler, Türk Sazı, Ey Türk Uyan, Tan Sesleri, Ordunun Destanı, Aydın Kızları, Zafer Yolunda, Ankara, Turan’a Doğru, İsyan ve Dua…

MEHMET FUAT KÖPRÜLÜ (1890 – 1927)

    • Edebiyata Fecri Ati’yle ve şiirle girdi, sonraları Milli Ede­biyat’a katıldı.
    • Türk kültürü, dili ve uygarlığıyla ilgili önemli çalışmalar yaptı.
    • Türk edebiyat tarihi alanında dünyaca ünlü bir bilim ada­mıdır.
    • Ordinaryüs Profesör unvanını almıştır.
    • Hoca Ahmet Yesevi ve Yunus Emre’yi tanıtmıştır.

İçerik Sahibi Açık Lise Dersleri . c o m

Eserleri:

  • Edebiyat tarihi Makale: Türk Edebiyatında İlk Muta­savvıflar, Türk Edebiyatı Tarihi, Türkiye Tarihi, Azeri Edebi­yatına Ait İncelemeler, Türk Dili ve Edebiyatı Araştırmaları, Türk Saz Şairleri…

MUSAHİPZADE CELAL (1870 – 1959)

    • Milli Edebiyat dönemi oyun yazarıdır.
    • Teknik bakımından zayıf; ama gözlem, tarihi ayrıntı ve yergi bakımlarından başarılı komediler yazmıştır.

Facebook Sayfamız www.facebook.com/TembelOgrenci

  • Konularını Osmanlı İmparatorluğu’ndan, kendi deyişiyle “tarihin gölgesi altında hayalmeyal seçilen halk hayatın­dan” almıştır.

Eserleri:

  • Tiyatro: Köprülüler, Fermanlı Deli Hazretleri, Aynaroz Kadısı, Bir Kavuk Devrildi

İBNÜRREFİK AHMET NURİ SEKİZİNCİ (1874 – 1935)

  • Dönemin tanınmış güldürü yazarlarındandır.
  • Fransızcadan yaptığı uyarlamalarla da tiyatromuza birçok oyun kazandırmıştır.
  • O yılların Fransız güldürülerinin etkisi sezilen oyunlarında dili iyi kullandığı gibi, oyun tekniği yönünden de oldukça başarılı sayılır.

Eserleri

 

  • Âlemdar
  • Asrî Hülyalar
  • Aşk-i Atik
  • Bir Nokta
  • Büyük Baba
  • Ceza Kanunu
  • Çoban Kızı
  • Çürük Merdiven
  • Sekizinci
  • Dokuzuncu
  • Dört Cihar
  • Fener Bekçileri
  • Fırsat Yoksulu
  • Gelin Kaynana
  • Yavuz Hırsız
  • Hisse-i Şayia
  • Hüsmen Ağa
  • İpekçi Merhum
  • Kuş Kafesi
  • Kibir ve İnat
  • Sınıf Arkadaşı
  • Nâkıs
  • Odalık
  • Pembe Köşk
  • Sivrisinekler
  • Son Ateş
  • Şair
  • Yalancının Mumu
  • Yataklı Vagonlar
  • Yavrum Komiser
  • Yegâne · Zamaneler
  • Zühal Burcunda
  • Zaptiye Nazırı
  • Tecdid-i Nikâh
  • Şer’iye Mahkemesinde
  • Sürurî Apartmanı
  • Nurbaba Köşkü
  • Nel Kulesi
  • Monte Kristo
  • Lokmanzade
  • Kısmet Değilmiş
  • Kadın Tertibi
  • Hoşkadem Gebe
  • Himmetin Oğlu
  • Eski Âdetler
  • Belkis
  • Asrî Olalım

 

YAKUP KADRİ KARAOSMANOĞLU (1889 – 1974)

  • Eserlerinde Türk toplumunun Tanzimat’tan Cumhuriyet dönemine geçirdiği dönüşümleri anlatmıştır.
  • Fecri Ati’ den Milli Edebiyata geçen bir sanat çizgisi izle­miştir.
  • I. Dünya Savaşı ve Kurtuluş Savaşı yıllarını, Türk toplumu­nun yaşamını ve sorunlarını işlemiştir.
  • Romanlarını sağlam bir teknikle kaleme almış, karakterleri başarıyla canlandırmıştır.
  • “Toplum için sanat” anlayışıyla ağır olan dilini sadeleştir­miştir.
  • Türk edebiyatına tezli roman düşüncesini özellikle “Yaban”la getirmiştir.
  • Realizmden etkilenmiştir.
  • İlk romanı olan Kiralık Konak’ta Tanzimat’tan I. Dünya Savaşı’nın sonuna bir ailenin üç kuşağını; Hüküm Ge­cesi, Sodom ve Gomore’de İstanbul’un mütareke yıllarını; Yaban’da Ahmet Celal karakterinden hareketle Kurtuluş Savaşı yıllarındaki Anadolu’yu ve aydınhalk kopukluğunu; Panorama’da Cumhuriyet’in ilk yıllarındaki yenilikleri, Atatürk’ün ölümünden sonraki yılları anlatır.

Eserleri:

  • Roman: Kiralık Konak, Yaban, Ankara, Sodom ve Gomore, Hüküm Gecesi, Panorama, Nur Baba, Hep O Şarkı, Bir Sürgün
  • Hikâye: Bir Serencam, Milli Savaş Hikâyeleri, Rahmet
  • Mensur Şiir: Erenlerin Bağından, Okun Ucundan
  • Anı: Zoraki Diplomat, Anamın Kitabı, Gençlik ve Edebiyat Hatıraları, Vatan Yolunda, Politikada 45 Yıl
  • Ulus gazetesinde Kurtuluş Savaşı’yla ilgili yazdığı ma­kaleleri: Ergenekon
  • Biyografi: Atatürk

HALİDE EDİP ADIVAR (1884 – 1964)

  • Roman, hikâye ve anı türlerinde eserler vermiştir.
  • Tekniği zayıf olmakla beraber tasvir ve tahlilleri güçlü ro­manlarıyla tanınmıştır.
  • Süssüz, kısa cümleli romanlarında güçlü kişilikli kadın kahramanlar ön plandadır.
  • Aşk ve kadın psikolojisini işlediği ilk romanlarından (Han­dan, Seviye Talip… ) sonra Türkçülük hareketinin ve Milli mücadelenin etkisiyle toplumsal konulara yönelmiştir.
  • Kurtuluş Savaşı sürecini anlattığı Ateşten Gömlek, Vurun Kahpeye gibi romanlarıyla sevilmiştir. Ateşten Gömlek Türk edebiyatında Kurtuluş Savaşını işleyen ilk romandır.
  • Sinekli Bakkal’dan sonraki romanlarında sosyal çevre tasvirlerine büyük önem vermiştir.
  • Realizmden etkilenmiştir.

Eserleri:

  • Roman: Seviye Talip, Handan, Son Eseri, Yeni Turan, Ateşten Gömlek, Kalp Ağrısı, Vurun Kahpeye, Sinekli Bak­kal, Tatarcık, Yol Palas Cinayeti…
  • Hikâye: Dağa Çıkan Kurt, Harap Mabedler, İzmir’den Bur­sa’ya, Kubbede Kalan Hoş Seda
  • Anı: Türkün Ateşle İmtihanı, Mor Salkımlı Ev
  • Tiyatro: Kenan Çobanları, Maske ve Ruh

REFİK HALİT KARAY (1888 – 1966)

    Kaynak : Tembel Öğrenci . c o m

  • Deneme, fıkra, mizah, hiciv, roman ve hikâye türlerinde eserler vermiştir.
  • Türkçeyi büyük bir ustalıkla kullanmıştır.
  • Beyrut ve Halep’te 15 yıl sürgün hayatı yaşamıştır.
  • Sürgün hayatında tanıdığı Anadolu’yu ve Anadolu dışındaki yerleri anlatmıştır.
  • Tasvir ve tahliller bakımından zengin, sanatlı bir anlatımı vardır.
  • Türk edebiyatında bir yazarın Anadolu’yu yakından tanı­yarak, içinde bulunarak Anadolu’yu anlattığı ilk hikâyeler olan Memleket Hikayeleri ile tanındı.
  • Memleket edebiyatının asıl temsilcisidir.
  • Aydede isimli mizah dergisini çıkarmıştır.
  • “Kirpi” takma adıyla mizahi hicivler yazmıştır.
  • Realizmden etkilenmiştir.

Eserleri:

  • Roman: Yezidin Kızı, Sürgün, Bugünün Saraylısı, Kadınlar Tekkesi, Yeraltında Dünya Var, İstanbul’un İçyüzü, Çete, Nilgün
  • Hikâye: Memleket Hikâyeleri, Gurbet Hikâyeleri
  • Mizah: Kirpinin Dedikleri
  • Tiyatro: Deli

REŞAT NURİ GÜNTEKİN (1889 – 1956)

  • Roman, öykü, gezi, eleştiri ve tiyatro türlerinde eserler vermiştir.
  • Sade bir dille yazdığı eserlerinde Türkçeyi tüm canlılığıyla kullanmıştır.
  • İstanbullu idealist bir genç kızın, Feride’nin, öğretmen olarak gittiği Anadolu’ da yaşadıklarını anlattığı Çalıkuşu’yla sevilmiştir. Çalıkuşu, köyü ve taşra insanın yaşayışını anlatan ilk başarılı eserlerdendir.
  • Yaprak Dökümü’nde Batılılaşmanın Türk aile yapısı üzerin­deki olumsuz etkisini; Yeşil Gece’de Kurtuluş Savaşı yılları ve sonrasında dini istismar eden kişilerin eleştirisini romanlaştırır.
  • Öğretmenliğinden dolayı tanıdığı Anadolu’yu, gözlemci yönüyle yansıtmıştır.
  • Romantizm ve realizm akımlarından etkilenmiştir.
  • Görevi sırasındaki gözlemlerini anlattığı Anadolu Notları gezi türünün en önemli eserlerindendir.
  • Cumhuriyet Dönemi Türk Edebiyatı’nda da etkili bir isimdir.

Eserleri:

  • Roman: Çalıkuşu, Gizli El, Acımak, Damga, Dudaktan Kalbe, Akşam Güneşi, Bir Kadın Düşmanı, Yeşil Gece, Yaprak Dökümü, Kızılcık Dalları, Eski Hastalık, Değirmen, Miskinler Tekkesi, Harabelerin Çiçeği, Kavak Yelleri, Son Sığınak, Kan Davası
  • Hikâye: Olağan İşler, Leyla ile Mecnun, Sönmüş Yıldızlar, Tanrı Misafiri
  • Gezi Kitabı: Anadolu Notları
  • Tiyatro: Hançer, Balıkesir Muhasebecisi, Tanrıdağı Ziyafeti, Hülleci, Ümidin Güneşi. Ayrıca “Yaprak Dökümü” romanı tiyatroya uyarlanmıştır.

FALİH RIFKI ATAY (1884 – 1971)

  • Fıkra, anı, makale ve gezi yazılarıyla tanınmıştır.
  • Kurtuluş Savaşı yıllarını, Batılılaşmayı, cumhuriyeti konu edinmiştir.
  • Yakından tanıdığı Atatürk’le ilgili anı türünde verdiği eser­leriyle ve gezi kitaplarıyla ün yapmıştır.
  • Cumhuriyet Dönemi Türk Edebiyatı’nda da etkili bir isimdir.

Eserleri:

  • Anı: Ateş ve Güneş, Zeytindağı, Çankaya, Atatürk’ün Hatıraları, Babamız Atatürk
  • Gezi Yazısı: Deniz Aşırı, Taymis Kıyıları, Tuna Kıyıları, Hind, Bizim Akdeniz, Yolcu Defteri, Yeni Rusya, Gezerek Gördüklerim

AKA GÜNDÜZ (1886 – 1958)

  • İlk ürünleri Selanik’te Çocuk Bahçesi ve Genç Kalemler dergilerinde yayımlandı.
  • Milli Edebiyat akımına katıldıktan sonra tanınmaya başlandı.
  • Şiir, tiyatro, hikâye, roman türlerinde eserler verdi; gazeteci olarak onlarca dergide yazılar yazmıştır.
  • Sade, sıcak bir dille yazdığı romantikrealist, popüler romanlarıyla geniş çevrelerce sevildi.

Eserleri:

  • Hikâye: Türk Kalbi, Kurbağalar, Bu Toprağın Kızları
  • Roman: Dikmen Yıldızı, Yayla Kızı, Bir Şoförün Gizli Defteri

HAMDULLAH SUPHİ TANRIÖVER (1885 – 1966)Tembel Öğrenci . c o m dan alınmıştır

  • Önce Fecriati’de yer almış, sonra Milli Edebiyat topluluğunda yer almıştır.
  • Türkçülük ve Milli Edebiyat akımlarına büyük katkıları olmuştur.
  • “Hitabet” ve “nutuk”larıyla tanınan bir sanatçıdır.
  • Kurtuluş Savaşı sırasında halkı aydınlatmak için gönderildiği yerlerde hitabetin etkili örnekleri olan çalışmalar yapmıştır.

Eserleri:

  • Hitabet: Dağ Yolu
  • Makale: Günebakan

YUSUF AKÇURA (1876 – 1935)

  • 1904 yılında Mısır’da (Türk adlı bir gazetede) yayımladığı Üç Tarzı Siyasetadlı makalesi onu Türk siyasal hayatında önemli bir isim haline getirdi.
  • Türkçülük akımının manifes­tosu kabul edilen bu makalede Akçura, Osmanlının topar­lanabilmesi için üç ana görüşün (Osmanlıcılık, Türkçülük, Batıcılık) bulunduğunu ve bunlar arasında en uygununun Türkçülük olduğunu savunmuştur.

Eseri:

  • Makale: Üç Tarzı Siyaset

HALİDE NUSRET ZORLUTUNA (1901 – 1984)

  • Kurtuluş Savaşı yıllarında yayımlanan “Git Bahar” şiiriyle ünlenmiştir.
  • Heceyle, sade bir dille, anlaşılır şiirler yazmıştır.
  • Cumhuriyet sonrasında da “Hisar” dergisi çevresinde bulunmuştur.

Kaynak : www.tembelogrenci.com
Eserleri:

  • Şiir: Geceden Taşan Dertler, Yayla Türküsü

RIZA TEVFİK BÖLÜKBAŞI (1869 – 1949)

  • “Filozof Rıza” olarak anılmıştır.
  • Başlangıçta Abdülhak Hamit Tarhan ve Tevfik Fikret etkisinde aruz ölçüsüyle şiirler yazmıştır.
  • Zamanla asıl edebi kişiliğini oluşturan Aşık Tarzı ve Dini Tasavvufi halk şiiri geleneğinden faydalanarak, duygulu, içten koşma ve nefesler yazmıştır.
  • Felsefe, edebiyat tarihi alanlarında da eserleri vardır.
  • “Uçun Kuşlar” adlı şiiriyle geniş kesimlerce sevilmiştir.

Eseri:

  • Şiir: Serabı Ömrüm

MİTHAT CEMAL KUNTAY (1885 – 1956)

  • Vatan, millet konularında aruzla yazdığı epik ve lirik şiirleriyle tanınmıştır.
  • Üç İstanbuladlı önemli bir romanı vardır.
  • “Üç İstanbul” romanı Abdülhamit, Meşrutiyet ve Mütareke dönemleri İstanbul’unu konu edinir. Eser, çökmüş kurumları ve yozlaşmış insanların aşk, çıkar ilişkilerini ele alırken daha geniş boyutta Osmanlı Devleti’nin hangi şartlar ve kişilikler altında çöktüğünü de sergiler.

Eserleri:

  • Şiir: Türk’ün Şehnamesi
  • Monografi: Namık Kemal, Mehmet Akif
  • Roman: Üç İstanbul

EBUBEKİR HAZIM TEPEYRAN (1864 – 1947)

  • Nabizade Nazım’ın Karabibik’inden sonra köyü konu edinen kinci eser olan “Küçük Paşa” romanıyla tanınmıştır.
  • Bir köylü kadınla oğlunun hayat hikâyesini anlattığı bu romanda Anadolu köyü gerçek ve nesnel çizgilerle yansıtılmıştır.

Eserleri:

  • Roman: Küçük Paşa
  • Hikâye: Eski Şeyler
  • Anı: Belgelerle Kurtuluş Savaşı Anıları